Anayasa değişikliği referandum maddeleri

Televizyonları izliyorum, referandum tercihleri konusunda mikrofon tutulan insanların neden evet/hayır/boykot dediklerine dair tek bir mantıklı söz göremedim şimdiye kadar. Değişikliği istenilen 26 maddeden en can alıcı, hukukla ilgili maddeleri-HSYK ve Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçimi ile ilgili maddeler- aslında kafa karışıklığına sebep olan çok teknik konular. Yani bu konular değil Türkiye, Finlandiya’da gündeme gelse insanlarda kafa karışıklığına sebep olur bence. İnsanların eğitim seviyeleri veya demokrasi algılarıyla açıklanamaz bu bilgisizlikleri.

Devamı Anayasa değişikliği referandum maddeleri

12 eylül referandumu

Gündem referandum. Ve allahım ne kadar az insan farkında bu referandumun neler önerdiğinin. Aslında bu tür teknik konuların referanduma sunulmasının yanışlığı ayrı bir konu, hele ki özgürlükler içeren maddelerin halkoyuna sunulması. Şimdi hayır çıksa referandumda, o özgülüklerden mahrum mu kalacağız, hele ki referandumun içeriyle hiç ilgilenmeden hayır veren insanlar yüzünden olacaksa bu, çok ağır olmaz mı? Neden sonuç ilişkisiyle pek ilgilenmeyen, günü birlik yaşayan ülkemizde şı soruyu sorarak başlayalım şimdi: neden referandum gündeme geldi? Öncelikle bunu cevaplamalıyız. Elazığ savcısı İlhan Cihaner’ i Dursun Çiçek’ in hazırladığı düşünülen darbe planının hayat geçirmesine yardım etmek suçundan gözaltına alan Erzurum savcılarının HSYK tarafından görevden alınmasıdır referandumun fitilini yakan. HSYK’ nın bir savcıyı görevinden alması için önce Adalet Bakanlığı tarafından malum savcılar hakkında soruşturma açılması gerekiyor. Dolayısıyla ortada en azından usulsuz bir durum var. Ancak hukuka göre değil ideolojilerine göre hareket eden HSYK’ nın bu haksızlığı ilk değil, Şemdinli savcısını da aynı şekilde görevinden almış hatta avukatlık bile yapamaz hale getirmişlerdi. Daha sonra, Genelkurmay eski başkanı Yaşar Büyükanıt, “o savcıyı ben ihraç ettirdim” demişti. Yani adalet dağıtıcılarımızın yöneticiliğini yapan kurul bir komutandan emir almıştı. Bu kurulun al gülüm ver gülüm esasına göre oluşturulan, asla katılımcı olmayan, vatandaşın değil devletin, onun görevlilerini savunan insanlardan oluşan yapısının buna yol açtığı çok açık. Şimdi yapılmak istenen değişikliğe göre, kurulun üye sayısı arttırılıyor, ve 21 üyenin 7’ sinin 1. Sınıf hakim ve savcı tarafından seçilmesi isteniyor. Bunun, sadece Yargıtay ve Danıştay tarafından seçilen üyelerin oluşturduğu bir yapıdan çok daha demokrat olduğu kesin, ayırca yargı kararlarına kapalı olan HSYK kararları yargıya açılıyor, HSYK’ nın tanrısallık çağrıştıran durumu ortadan kaldırılılyor. Bunun yanında her kararı öncesinde kaç evet kaç hayır çıkacağı çok önceden kolayca tahmin eilebilen anayasa mahkemesinin üye sayısı 11 den 17 ye çıkarılıyor, tamamını cumhurbaşkanının seçtiği üyelerin 2’ sinin meclis tarafından seçilmesi isteniyor. Zaten siyasi kararlar veren bir kurum olan anayasa mahkemesinin halkın siyasi düşüncelerine göre şekillenmesi gerekir, mesela Almanya’ da anayasa mahkemesinin üyelerinin tamamı meclisçe seçilir. 7 tanesi eski cumhurbaşkanı Sezer tarafından seçilen ve Ak Parti’ nin her anayasa teklifine red veren üyelerin, meclis tarafından seçilecek üyelerden daha az siyasi olduğunu herhalde kimse iddia edemez. Dahası ‘367 faciası’ veya ‘türban kararı’ yla değişiklikleri -görev tanımında olmamasına rağmen- içerik açısından inceleyen Anayasa Mahkemesi yeterince meşuiyetini kaybetmiş, belli bir ideolojinin aygıtı gibi hareket etmektedir. Yargıyla ilgili değişiklilerden sonra gelelim diğer özgürlüklerle ilgili maddelere. Mesela artık insanların kişisel bilgilerinin toplanılması suç olacak, ne idüğü belirsiz insanlarca fişlenme derdimiz olmayacak veya Yusuf Halaçoğlu gibileri “Devlet her Ermeni’ yi evinin kapı numarasına kadar biliyor.” dediğinde bu suç olacak. Telefon dinlemeleri için yargı kararları gerekecek. İnsanların haklarında yargı kararı olmadan yurtdışına çıkmaları engellenemeyecek. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesindeki davaların %10’ u Türkiye Devleti’ nin kendi vatandaşlarına yaptığı haksızlıklarla ilgili olan davalardır, bunun sebebi bu tür bir mahkemenin ülkemizde olmayışıdır. Yapılmak istenen değişiklik uyarınca insanlar bireysel olarak Anayasa Mahkemesi’ ne başvurabilecek ve haklarını arayabileceklerdir. Bunun yanında ombudsmanlık değişikliğine göre insanlar kamu ile ilgili sorunlarında ombudsmanlara giderek haklarını arayabilecekler. Sivil yargıdan 32 sene ceza alıp Askeri Mahkemelerce serbest bırakılan askerler örneği artık yaşanmayacak; askerler, yalnızca askerlikle ilgili suçlarda askeri mahkemelerde, diğer durumlarda sivil mahkemelerde yargılanacaklar. Siviller askeri mahkemelerde yargılanmayacaklar. Anayasaya “Çocuklar, yaşlılar ve özürlüler ile harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz” maddesi eklenerek dezavantajlı durumdaki insanların haklarının korunması sağlanmaya çalışılacak. 12 eylül darbecilerini koruyan madde kaldırılarak, darbecilere yargı yolu açılacak.

Görüldüğü gibi sivil darbe olacak yaygarası koparılacak hiçbir şey yok ortada. Tek bir madde yok ki kötü olsun, günümüz özgürlüklerinden bir adım geride olsun. Zaten bundan dolayı hayırcı cephede bulunan hiçbir parti referandumun içeriğine girmiyor, muhalefetini Ak Parti karşıtlığı üzerinden yapıyor. Bu anlamda hükümetten memnun olmayan insanlar, tepkilerini yapılacak genel seçimlerde vermeli, referandumda değil, çünkü bu kesinlikle vicdani bir yükümlülüktür. Referandum, her türlü demokratik değişikliğe taş koyan yargı oligarşisini kırmak adına bulunmaz bir fırsat sunmakta, özgürlüklerin daha da genişletilmesi imkanını vermektedir; bundan dolayı referanduma verilebilecek en güzel cevap “yetmez ama evet”tir.