İzmir de oturup da kemeraltına gitmemiş aynı şekilde İstanbul da yaşayıp da kapalı çarşıya gitmemiş olan yoktur herhalde. Buralarda çok fazla satıcıyla karşılaşırsınız bunlardan bazıları artık işi o kadar yüzsüzlük konumuna getirmiş ki kolundan tuttuğu gibi dükkânın taa içine kadar sokabiliyorlar. Amaçları ise alışveriş yapmayacak olsanız bile sizin de dükkânda ilginizi çekecek bir şey satın almanızı sağlamak. Bunlar iyi güzel hoş ama bazen ciddi manada can sıkıntısı, Çankaya’dan konak’a giderken sırf bu yüzden kemeraltı’nın içerisinden geçesim gelmiyor. Nitekim kendimi bir anda dükkanın içerisinde bulduğum zamanlarda ender sayılmaz. Her ne kadar zorla da olsa içeride kimi zaman güzel ürünler çıkabiliyor. Ancak bu satıcılardan bazıları var ki illallah dedirtecek cinsten. En basitinden aradığınız geniş bedenli bir erkek kot pantolonu ve genelde her yerde bulunmayabiliyor. Bu yüzden satıcılarla muhatap olmak zorunda kalıyorsunuz ki çoğu zaman hepsinde bu ürün muhakkak bulunuyordur! Adama baştan diyoruz ki bak güzel arkadaşım biz böyle böyle bu tarz bir şey arıyoruz siz de varsa bakalım, abi ne demek dükkân senin her cinsten mal var deyip hop kolumuzdan tuttuğu gibi içeriye sokması bir oluyor. Fakat sizinde tahmin edebileceğiniz gibi sonuç hep hüsran hep hüsran. Yukarda da belirttiğim gibi bazen öyle satıcılar çıkıyor ki yok artık lebron James diyesiniz geliyor. Bazılarının erkek pantolonuyla bile işi olmuyor sadece bayan ürünleri satıyorlar. Buna rağmen abi bizde olmaz da kim de olur o ürün diyip zorla sokuyorlar. Peki, amaçlarına ulaşabiliyorlar mıdır? Pek sanmam lakin ne kadar ekmek o kadar köfte misali içeriye ne kadar çok kalabalık girerse bunlardan bir kısmı da illa ki alışveriş ediyordur. Gelelim bu anlattığımın internetle hakeza konumuzla ne alakası var?
(more…)

