Anayasa değişikliği referandum maddeleri

Televizyonları izliyorum, referandum tercihleri konusunda mikrofon tutulan insanların neden evet/hayır/boykot dediklerine dair tek bir mantıklı söz göremedim şimdiye kadar. Değişikliği istenilen 26 maddeden en can alıcı, hukukla ilgili maddeleri-HSYK ve Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçimi ile ilgili maddeler- aslında kafa karışıklığına sebep olan çok teknik konular. Yani bu konular değil Türkiye, Finlandiya’da gündeme gelse insanlarda kafa karışıklığına sebep olur bence. İnsanların eğitim seviyeleri veya demokrasi algılarıyla açıklanamaz bu bilgisizlikleri.

Aslına referandumun fitiline de ateşleyen hukukla ilgili konular olmuştu. HSYK‘ nın Erzincan savcısı İlhan Cihaner’ i gözaltına alan Erzurum savcılarının yetkilerinin ellerinden alması bir kere daha HSYK’ yı gündeme getirdi. Bir savcının özel yetkilerinin ellerinden alınması, hakkında açılan soruşturmanın sonucuna bağlıdır ancak burada Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya örneğinde olduğu gibi usulsüz işlemler söz konusu olmuştur. Savcılar, haklarında soruşturma bile açılmadan HSYK’ ca görevlerinden el çektirilmiştir. Sacit Kayasu’ yu Kenan Evren hakkında fezleke hazırladığı gerekçesiyle avukatlık bile yapamaz hale getiren-ki kendisi AİHM’ e gitmiş, avukatlık hakkını yeniden elde etmiş bu sefer de İstanbul Barosu tarafından bazı engellemelerle karşılaşmıştır- yine HSYK’ dır. Burada Osman Can’ ın “Eğer HSYK olmasaydı, 17.500 fail-i meçhul yaşanmazdı.” sözü daha bir anlamlı oluyor. Yani HSYK’ nın hakim ve savcılar üzerinde ‘demoklesin kılıcı’ işlevi gördüğü kesindir. Meslekten atılan veya ihraç edilen hakim-savcı örneklerini gören hukuk insanları, adaletin ülkede tesis edilmesi konusunda en azından heveslerini kaybetmekte, korkak davranabilmektedirler. HSYK’ nın 1980 Darbesinin ürünü olması vesayet düzeninin kalıcı hale gelmesi için icat edildiğinin delilidir. HSYK şimdiye kadar bu ‘varlık sebebine’ göre hareket etmiş ancak artık bu sürdürülemez olmuştur. Şuan HSYK’ nın 5 üyesi Danıştay ve Yargıtay’ ca seçilmekte ve seçilen bu üyeler de aynı kurumların üst düzey üyelerini atamakta yani al gülüm-ver gülüm esası işlemektedir. Değişiklik ile sayısı 22’ ye çıkan üyelerin 7’ si 1. sınıf hakim-savcılar ve 4 tanesi cumhurbaşkanı tarafından seçilecektir. Bu şekilde HSYK’ nın yapısı çoğulcu ve katılımcı hale gelecek yalnızca belli bir zihniyetin kalesi olmayacak, buradaki oligarşik yapı yıkılacaktır. Umarız bu şekilde oluşacak HSYK generallerden emir alıp savcıları avukatlık bile yapamaz hale getiren (bknz. Y. Büyükanıt’ ın direktifiyle F. Sarıkaya’ yı ihraç eden HSYK)bir kurum olmaktan çıkacaktır. Ve Anayasa Mahkemesi’ inde öngörülen değişiklik: Bir kere Anayasa Mahkemeleri siyasi kararlar alan bir kurumdur, örneğin bundan dolayı Almanya’ da üyelerinin tamamı meclis tarafından seçilir. Siyasi iradenin üye seçiminde aktif rol alması elzemdir. Yapılmak istenen değişikliğe göre üye sayısı 11’ den 19’ a çıkarılıyor, üyeler 12 yıllığına 3’ ü meclis 16’ sı cumhurbaşkanınca seçilmek isteniyor. Şuanki yapıda üyelerin tamamı cumhurbaşkanınca ve 65 yaşına kadar seçiliyor. Yani aslında değişen tek şey 3 üyenin seçimi ve görev süreleri. Anayasa Mahkemesi ‘367’ ve ‘türbanı serbestleştiren yasa’ ile ilgili kararında maddelerin içeriğine girmiş-ki buna yetkisi anayasaya göre yoktur- ve halk nezdindeki meşruiyetine gölge düşürmüştür. Üstelik bu kararlar sırasında maddelerin aleyhine kimlerin oy vereceği, o üyelerin hangi cumhurbaşkanınca seçildiğine göre tahmin edilmiş ve bu tahminlerin hepsi tutmuştur. Aslında yapılması gereken değişiklik tüm üyelerin meclis tarafından seçilmesidir, cumhurbaşkanının keyfine göre değil. Ancak üyelerin görev sürelerinin 12 yılla sınırlanması çok olumlu. Gelelim diğer hiç konuşulmayan ama hayatımızda önemli değişikliklere neden olacak maddelere: Kimse yargı kararı olmadan yurtdışına çıkma hakkından mahrum bırakılamayacak, dezavantajlı durumda bulunan (yaşlı, çocuk, şehit yakını vb.) vatandaşlara yapılacak pozitif ayrımcılık anayasanın eşitlik maddesine takılmayacak, memurlara toplu sözleşme hakkı getiriliyor-ki bu sendikaların yıllarca istediği bir şeydi-, fişleme yapmak suç olacak hakkında fişleme yapılan vatandaşlar bunları sildirme hakkına sahip olacak, ombudsmanlık ile kamu kurumunda kendisine haksızlık yapıldığını düşünen vatandaş kendisine şikayet makamı bulabilecek, Anayasa Mahkemesi(AM)’ ne kişisel başvuru hakkıyla ülkemiz AİHM’ de en fazla dosyası bulunan 2. ülke olmaktan kurtulacak ve iç hukuk yolları tükenen vatandaş davayı AM’ ye taşıyabilecek, asker kişilerin ve sivillerin yargılanması konusundaki değişiklikle siviller artık askeri mahkemelerde yargılanamayacak asker kişiler de askeri suçları dışında sivil mahkemelerde yargılanacak yani sivil mahkemeden 32 sene askeri mahkemelerden beraat alan Şemdinli sanıkları örnekleri yaşanmayacak, 1980 darbecilerini yargılanmaktan alıkoyan 15. Madde kaldırılacak darbecilere mahkeme yolu gözükecektir-zamanaşımı soruları gündemde, ancak insanlık suçlarından dolayı zamanaşımı olmuyor, bu yüzden yargılanabilirler- ki bu maddenin bile anayasada hala olması utançtır.

Değişikliklerin demokrasi, insan hakları veya adaletin tesisi konusunda yetersiz olduğu savunulabilinir ancak bu değişikliklerin geriye gidiş olduğunu savunmak abestir. HSYK’ nın oligarşik yapısı son bulacaktır, Anayasa Mahkemesi’ nin üye sayısı arttırılacak siyasi irade biraz daha mahkemede görünür olacaktır. Teklifte kişisel özgürlük alanında birçok ileri maddeler vardır. Ancak ülkenin ihtiyacı yepyeni, sivil, devleti değil insanı kutsayan, özgürlükleri genişleten, milli iradenin egemenliğini budayan paylaşan ortadan kaldıracak bir anayasadır. Hayır demenin sığ bir AKP karşıtlığından başka hiçbir karşılığı yoktur. Eğer referandumdan ‘EVET’ çıkarsa, bu yepyeni bir anayasaya giden yolda en büyük adımlardan birisi olacaktır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *